29 Ekim 2014 Çarşamba


EVREN GAZELİ

Taşınmak kolay değil: depozito, %12 emlak bedeli, kira
ama bu dünyadan taaaaaa öte dünyaya göçmek bedava

din dışı gelenek bu, sevmiyorum hem
öldüğümde lütfen yapmayın helva

şimdiden yanıyor içim günahla dolu soba 
cehennem ihtimaline karşı kırkımda dağıtın dondurma

ağlamayın boşuna gözünüz kızarır su dökmeyin ardımdan faturanız kabarır
yâre kavuşacak bile olsam dönmem bir daha bu dünyaya

hep şefkat gösterdim yemek verdim oturması için yer
kusurlu yaratılmış olmasına rağmen zulmetmedim hiç bana

hiddetlendiysem de şiddete yaklaşmadım
şükrettim merhametli davrandım Rahmana 

övünmek gibi olmasın ama iyiyim ben çok iyi
inancımı yitirmedim almayacağım büyük ceza

şarabın esrarın adı var yalnızca
çatlayın ötelerde bekliyor beni çılgın bir sefa

Tanrım senden başka kimin rüyası olabilir bu evren
kiracılık berbat şey herkesin bir ev hayali vardır hem

Zafer Acar

15 Ekim 2014 Çarşamba

ZAFER ACAR, MEHMET OCAKTAN'I AĞIRLIYOR




Zafer Acar, 18 Ekim Cumartesi saat 19'da şair ve Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ocaktan'ı ağırlayacak. "Şiir ve Gençlik" başlığı altında düzenlenecek program, Eyüp'te Cafer Paşa Medresesi'nde düzenlenecek. Zafer Acar'ın Mehmet Ocaktan'la şiirin gidişatı, şiir-kültür ilişkisi gibi konular etrafında yapacağı ve katılımcıların sorularıyla zenginleşecek bu söyleşiye bütün edebiyatseverler davetlidir. Not: Zafer Acar, önümüzdeki aylarda da farklı şairleri ağırlamaya devam edecek.

10 Ekim 2014 Cuma


HÜSEYİN AMCA

Kurban bayramında elektriğimi kestiler
karanlığa karşı canım mum gibi yandı
ev halkım aydınlandı böylece 

komşuluk öldü görün işte bizim apartmana gömüldü
her aileden birkaç kurban veren Ortadoğulu kardeşlerim
cimri çıktı azıcık et payı bile göndermedi bu bayram bana
halbuki bedava kasaplık yaptı cömert İsrail ile Amerika

su faturasını ödeyemedim kaç kez
lavabodaki bulaşıktan daha kirliyim
aradım İstanbulda kalmamış ne dere ne bir çeşme
tavuk kılığına girip de ey keder külümü eşeleme
sen de yanarsın içimin ateşini söndüremedim

ama mum olmanın da faydaları var insana
hava soğuktu doğal gazım yoktu çok şükür üşümedim   

bir zamanlar çın çın ötüyordu
telefonum öksüz çocuk gibi sustu
bütün arkadaşlarımı çaldıktan sonra
internetim küstü bana

senin suyunu kestiler yalnızca
soyunu saymazsak Hüseyin Amca
  
                                            Zafer Acar


1 Ekim 2014 Çarşamba


ARIM BENİM GAZELİ

Derin sularımda boğulmaktan korkuyormuş zavallı balıklarım benim
yüceliğim yere batsın göğümde uçamayacaksa içli kuşlarım benim

duygu ipim kopunca tespih gibi dağıldı şıngır mıngır içim
birliği hatırlatmayacaksa niçin çiçek açsın narım benim

minicik bir petek için ağaca tırmanıp da kırma dalı
erkeğini kıskanan kadınlar sevmez balı

içli içli derler: gerekirse aç kalırım
yeter ki o çiçekten bu çiçeğe konmasın arım benim

kanmam size yok yok kanmam kesinlikle yokum ben
sanırım yalan söyledi birileri beni, bir tek sensin varım benim

bugünsem ben yarınımsın sen
topuk sesin müjdeledi seni tik tak tik tak geldi öteki yarım benim

kaç defa battım insanı tattım dünya kadar zarardayım
senden başka yok kârım benim

ah çiçek, hissettiklerim benden daha gerçek
toprağımsın duygu şimşeğimi içine çek

Zafer Acar

29 Eylül 2014 Pazartesi

BİR REDAKTÖRE CEVABIMDIR


Bilerekten redaktör dedim, musahhih, düzeltmen de diyebilirdim, bu göstergeler arasındaki minik anlam farklılıklarına rağmen demedim; çünkü muhatabım, biraz muhafazakâr, RTÜK kafalı, fazlasıyla da önyargılı, rahatsız olsun istedim.
            Aşkar Dergisi’nin Eylül ayında çıkan Temmuz-Ağustos-Eylül sayısı, yine şahsıma ve kalem arkadaşlarıma hakaret dolu bir karalamaya yer vermiş; yazı diyemiyorum ne yazık ki: “Şiiri Kucaklamak”: Muhsin Mete. Bu adamı tanımam, karalamanın savrukluğundan ve hırçınlığından anladığım kadarıyla bu arkadaş genç ve hatta toy. Bunun bir önemi yok elbette. Muhsin Mete adlı şahıs, Türkiye Dil ve Edebiyat Dergisi bünyesinde hazırladığım şiir yıllığını mezroyla ölçmüş, teraziyle tartmış, somut sonuçlara varmış. Bu, istatistiğin ötesinde bir çalışma gerektiriyor, teşekkür ederiz ona. Yıllıkta mikroskopla arayıp da bulduğu hataların yüzde doksanı, harf düzeyinde; bilmiyor, redakte yapmak, bir un çuvalını çırpmak gibidir, demiştim, metni ne kadar çırparsan çırp, her halükarda ufak da olsa hatalardan arındıramazsın. Hayat da böyle değil midir, en mükemmel varlık insanın da düzeltilmesi gereken yanları yok mudur? Bunları, genç arkadaşımıza hatırlatalım, yıllıkta ifade düzeyinde bir bozukluk bulamamış Muhsin Mete, işte anlatım bozukluklarıyla iç içe yaşayan birçok edebiyat çevresinden bu yönümüzle ayrılıyoruz.  
            600 küsur sayfalık bir yıllık hazırlamanın öyle kolay bir iş olmadığını, minicik bir karalama yazarken hissetmiş olmalı Muhsin Mete, şahsımı, şu eleştirmen yokluğunda yıllıkta fazla eleştiriye yer vermekle suçlamaya kalkıyor. O yazılara büyük bir fedakârlıkla aylarımı harcadığımı hatırlatırım ona. Bundan bir paye umacak kadar da küçük değilim, derdimiz İslam ümmetine, edebiyatına ve düşünce hayatına hizmet etmektir. Peki, sen Muhsin Mete, bana ve arkadaşlarıma hakaret ederek hangi payeyi elde etmek istiyorsun; perde arkasındaki birilerine hizmet ettiğin ortada. Yok Üzeyir İlbak yıllıklardan bahsederken Edebiyat Ortamı’nı görmemişmiş, niçin yıllık hazırlayan değil de ilk sunuşu o yazmışmış, yok biz kimmişiz İsmet Özel’i eleştirecekmişiz, yok Cahit Koytak’ı göğe çıkarmışmışız, yok niçin yıllığa çeviri şiir koymuşmuşuz, boş uğraş olmuşmuş vs. zırvalamalar... Neredeyse bize yıllık çıkarma dersleri veriyor, şu paradoksa bakın ki beni hadsizlikle suçluyor.
            küçük İskender hakkında –Muhsin Mete, küçük İskender’in baş harfini büyük yazacak kadar da şiir dışı biri- Mefistofeles tespitinde bulunup “Çirkeften güç alıyor, lağımdan doğuyor adeta bu şiir” dememe rağmen onu yıllığa almamı eleştiriyor ve yıllığa almakla aynı lağımda gezinmiş olduğumu ileri sürüyor Bay Polemikçi. İlk örneğimiz, başucu kitabımız Kur’an’da Firavun, Nemrut, Ebu Cehil gibi zalimlerden, cehennemin iğrenç yüzünden bahsedilmez mi. Dini eserlerde her tür konu işlenmez mi. Kur’an, Firavun ile Nemrut’a çok yer ayırmış, Ebu Cehil’in adını anmış da Ebu Bekir’inkini anmamış diye yaratıcıya sitemde bulunamayız ya.
            Ha bir de Muhsin Mete'nin bizi karalamak için yazdığı 'aşkar' dergisinin kapağında ise küçük İskender'in büyükbabası Ece Ayhan var, buna ne demeli.
            Yanılıyorsun Bay Polemikçi, bence çok yanılıyorsun.    

Zafer Acar

8 Eylül 2014 Pazartesi

HANÇER GİBİ İNSEN GAZELİ



Terk etti bir sağırı duymak bir körü görmek
gidişini anlatmaya bulamam daha iyi örnek

sanki üstümüze saldı depremi iki kıta gibi ayırdı bizi deniz
bir milyonluk ordusuyla dağları tepeleriyle aramıza girdi devlet 

İstanbulunum ben taşrada da olsan başkentimsin sen
yasa çıkar cezalandır beni yalvarırım sonsuza dek kölen et

desen def olup git giderdim ama tambur olup dönerdim
kalbimsin çekinmeden döv göğsümü var sende bu kudret

bahtımın asık suratından sarkan buzlarını erit
güneşli bir gün gibi sıcacık gülümseyerek 

şairim sevmek asıl benim işim
sen istersen somurt her şeyden nefret et

yakıtı aşk olan bu kağıttan uçağa binsen  
ne çok sevinirdim yüreğime hançer gibi insen


Zafer Acar

5 Eylül 2014 Cuma

FA GAZELİ


Gelmeyişin kara saçların gibi uzarsa
kazıtmayacağım kafamı keseceğim bu defa

bari aklım kalbimden kurtulur huzur bulur  
kör olur öteki gözüm gelmezsen topal derler çolak derler bana  

taş bağlar sırtın kaplumbağa gibi yavaşsan
yosun tutmak üzeresin hızlan canım hızlan

öteki yarımsın benim anla
koma bunu bıçakların yanına

herkes çıktı aşk tatiline biz hapsolmayalım çürümeye
dökelim kurtlarımızı dansöz şarkıcı gibi çık meydana

deme “dikizleniyoruz ah biz aşıklara çok yazık
dünyaya gizli kameralar yerleştirmiş yalnızlık”

biz iki incir yaprağıyız aramızda çıkaramazlar kriz 
çıplakken bile sarılıp birbirimizin ayıbını örteriz

gözüm yok parada pulda sen buldun bu aşk işini bana
bir görünsen ederim bin ayrılıktan istifa

adımı Ali diye değiştirirdim
desen adım Fatma

dağ kalplisin tazı gibi kaçıyor zaman
bırak kalbinde gezineyim tavşan tavşan

yalnız bulmak değil seni aramak da şifa
cefanda bile vardır sonsuz sefa

İbrahimin soyundanım niçin korkayım ateşten
senlen cehennemi bile gül bahçesine çeviririm ben

Zafer Acar