21 Kasım 2014 Cuma

ORGAN BAĞIŞI


Ölmemi bekliyorsunuz avcunuzu ovuşturmanızdan belli
işe yaramaz bilirim şairin dirisi

isterim devlet büyükleri kullansın beynimi
düşüncesizce hareket etmeyi bırakırlar belki 

İsmailden beri karanlıkta yaşıyor şeytan 
hak ediyor gözlerimi alsın da görsün başımıza gelenleri

beyaz tenliyim aydınlık yarınlar için
karanlığın bedenine gerin derimi  

hiç duymadı dualarımı Tanrı
kullansın mazluma ayarlı kulaklarımı

güçlü kaslarım var
en çok işçilerin işine yarar

su arıtma cihazı bozulan İSKİye
halk için helal ediyorum böbreklerimi

mahalle kasabı kuşbaşı yapıp satsın ciğerlerimi
kazansın evinin ekmeğini

sıyrıldıysa da etim eğilmedi kimsenin önünde iskeletim
diyor omurgasız bürokratlara duruş dersi verebilirim

öyle heveslenmeyin sıraya girmeyin
hiçbir ağza uymaz dilim

kalbimin sahibi
zaten ben değilim


Zafer Acar


18 Kasım 2014 Salı

ZAFER ACAR, HAYDAR ERGÜLEN'İ AĞIRLIYOR


haydar ergülen ile ilgili görsel sonucuZafer Acar, 22 Kasım Cumartesi saat 19'da şair Haydar Ergülen'i ağırlayacak. "Şiir ve Gençlik" başlığı altında düzenlenecek program, Eyüp'te Cafer Paşa Medresesi'nde düzenlenecek. Zafer Acar'ın Haydar Ergülen'le şiirin gidişatı, şiir-kültür ilişkisi gibi konular etrafında yapacağı ve katılımcıların sorularıyla zenginleşecek bu söyleşiye bütün edebiyatseverler davetlidir. Not: Zafer Acar, önümüzdeki aylarda da farklı şairleri ağırlamaya devam edecek.

4 Kasım 2014 Salı

HAKAN ARSLANBENZER ELEŞTİRMEN AMA YAZDIKLARI ELEŞTİRİ DEĞİL

Bu başlığın altını doldurmayı okura bırakıyorum, deyip kenara çekilecektim; ama eleştiriden anlayan okur var mı ki. Dolayısıyla yine iş bana düştü. Aslında Hakan Arslanbenzer’e cevabı Aykut, Abdullah veya Selim vermeliydi. Gençleri yormayalım dedim. Başlığa baktığınızda çok klişe bir yargıyla metne giriş yaptığımı zorlanmadan fark etmiş olmalısınız, kabahat benim değil, bana bu başlığı attıran Arslanbenzer’in. Niçin? Fayrap’ın Ekim (2014) sayısında hakkımda bir karalama yazmış. Kötüleme değil, gerçek anlamda karalama, çalakalem bir metin. Metin mi? Bunu da tartışabiliriz tabii. Yazının başlığı şu: “Zafer Acar şair ama yazdığı şiir değil”. Popülariteyi önemseyen biri olsam, derim, ‘Aman, önemli olan şair diye anılmak, şiirin bir hükmü yok ortamda.’ Böyle düşünecek çok şair tanıyorum, mesela Arslanbenzer ve çevresindeki halkçı, popülist şiir yazmayı arzulayan kişiler, şair olarak tanınmayı güçlü eserler vermeye tercih ederler. Buradan bakınca, Hakan Arslanbenzer’in arzuladığı tarzda bir şair olduğum sonucuna varıyorum. O, belki de hakkımdaki bu karalamayla beni övdüğünü düşünüyor. Ama bugün esamesi anılmayan bir şairle karşılaştırarak diyor: "devrinde okunup sevildi, sonra tamamen unutuldu gitti." Sanırım bu ben oluyorum, hiç yoktan iyi, yaşarken okunmadığı gibi öldükten sonra gerçekten ölen nice şair sayabilirim. Arslanbenzer, unutulmamı ümit ediyor anlaşılan. Eğer yazdıklarım hakka hizmet etmiyorsa, şimdiden yerin dibine batsın derim. Şairlik nihai hedefim değildir, çok daha kutsal değerlere inanıyorum çünkü. Bir de iflah olmaz yenilikçi, neo-epik'in kurucusu Arslanbenzer, ona yakıştıramadığım şu lafları ediyor: "Zafer Acar'ın ise şair olduğunu hissediyorsunuz ama yazdıklarına hiçbir defasında şüpheye kapılmadan şiir diyemiyorum." Yenilikle gelen her şey yadırgatıcı olur, temel kaidesini unutmuşa benziyor ve böylece bir itirafta bulunuyor. II. Yeni'nin ne çok yadırgandığını hatırlamalı. Yenilik, neo-epik'e yöneltilen "bu da şiir mi kardeşim" yargısı doğurmak yerine muhatabını şüpheye salmalı, şiir ile şiir olmayan arasında bırakmalı. Yüzyıllar evvel Fuzuli, Farsça Divanının ön sözünde bu meseleyi ele almıştı. İlerici arkadaşların, gerilere de bir zahmet bakmasını öneririm.         
Evet, Arslanbenzer’in eleştiri metinlerinde, bazı zekice tespitlere rastlayabiliyoruz, o anlarda, ‘aslında bu adam, şu kendi çevresinden olmayan herkese kötücül bakmayı bıraksa, ondan iyi bir eleştirmen çıkar’, düşüncesine kapılmıyor değilim: zeki ve birikimli bir kalem. Sağ olsun, Arslanbenzer, onca yıldan sonra, beni şair olarak görmüş ve onore etmiş. Bunu başaramayan 90 kuşağı şairleri de var elbette, kendilerinden sonrakileri dışlamayı marifet bellemişler, kafalarını tersten işletiyorlar. Aslında ardıl iki kuşaktan sonraki gelen saldırgan olur; edebiyat görgümle bu sonuca varıyorum. 90 kuşağı şairleri ise hem 80 kuşağıyla savaştı, hem de kendilerinden sonrakilerle. Enerjilerini kıskanıyorum doğrusu. Hele bir Ankara ekibi var ki, Allah düşmanımın başına vermesin. Arslanbenzer düşündüklerini doğru veya yanlış cesaretle yazıyor. Ankara ekibi, dedikodunun ötesine geçemiyor, korkak. Kendi şiirimi övecek değilim, savunabilirdim, ama Arslanbenzer kısacık ve ciddiyetsiz bir metinle karşıma çıkmış. Bir de şairlere saplantı haline getirdiği neo-epik poetikasından bakıyor. Her şairin kendine ait bir poetikası olduğunu unutuyor. Hâlbuki neo-epik kanunlarını, yalnızca o poetika içerisinde yazan şairlere uygulayabilir. Bu yüzden onun eleştirmen kimliği de su götürür hale geliyor. Eleştirmen, şiirin evrensel yasalarıyla hareket etmek zorundadır. Bu yasaların ilki, poetik önyargılardan kurtulmuş olarak bir metne bakıp “bu ne hoş bir şiirmiş” ya da “bu da şiir mi ya” demektir. Yani şiiri veya şiir olmayanı hissetmektir. Sonrası kendiliğinden gelir. Şiir okumanın somut bir anayasası olmadığını da belirtmeliyim. Şiirin yasaları içseldir, dışa dökülemez. Hakan Arslanbenzer’in hisleriyle şiirime yaklaştığını görüyorum, ama düşünceleri daha ağır basmışa benziyor.
Onu ancak bu kadar muhatap alabilirim. Hakan Arslanbenzer’in her şeye rağmen muzipliklerini seviyoruz.    

 Zafer Acar

29 Ekim 2014 Çarşamba


EVREN GAZELİ

Taşınmak kolay değil: depozito, %12 emlak bedeli, kira
ama bu dünyadan taaaaaa öte dünyaya göçmek bedava

din dışı gelenek bu, sevmiyorum hem
öldüğümde lütfen yapmayın helva

şimdiden yanıyor içim günahla dolu soba 
cehennem ihtimaline karşı kırkımda dağıtın dondurma

ağlamayın boşuna gözünüz kızarır su dökmeyin ardımdan faturanız kabarır
yâre kavuşacak bile olsam dönmem bir daha bu dünyaya

hep şefkat gösterdim yemek verdim oturması için yer
kusurlu yaratılmış olmasına rağmen zulmetmedim hiç bana

hiddetlendiysem de şiddete yaklaşmadım
şükrettim merhametli davrandım Rahmana 

övünmek gibi olmasın ama iyiyim ben çok iyi
inancımı yitirmedim almayacağım büyük ceza

şarabın esrarın adı var yalnızca
çatlayın ötelerde bekliyor beni çılgın bir sefa

Tanrım senden başka kimin rüyası olabilir bu evren
kiracılık berbat şey herkesin bir ev hayali vardır hem

Zafer Acar

15 Ekim 2014 Çarşamba

ZAFER ACAR, MEHMET OCAKTAN'I AĞIRLIYOR




Zafer Acar, 18 Ekim Cumartesi saat 19'da şair ve Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ocaktan'ı ağırlayacak. "Şiir ve Gençlik" başlığı altında düzenlenecek program, Eyüp'te Cafer Paşa Medresesi'nde düzenlenecek. Zafer Acar'ın Mehmet Ocaktan'la şiirin gidişatı, şiir-kültür ilişkisi gibi konular etrafında yapacağı ve katılımcıların sorularıyla zenginleşecek bu söyleşiye bütün edebiyatseverler davetlidir. Not: Zafer Acar, önümüzdeki aylarda da farklı şairleri ağırlamaya devam edecek.

10 Ekim 2014 Cuma


HÜSEYİN AMCA

Kurban bayramında elektriğimi kestiler
karanlığa karşı canım mum gibi yandı
ev halkım aydınlandı böylece 

komşuluk öldü görün işte bizim apartmana gömüldü
her aileden birkaç kurban veren Ortadoğulu kardeşlerim
cimri çıktı azıcık et payı bile göndermedi bu bayram bana
halbuki bedava kasaplık yaptı cömert İsrail ile Amerika

su faturasını ödeyemedim kaç kez
lavabodaki bulaşıktan daha kirliyim
aradım İstanbulda kalmamış ne dere ne bir çeşme
tavuk kılığına girip de ey keder külümü eşeleme
sen de yanarsın içimin ateşini söndüremedim

ama mum olmanın da faydaları var insana
hava soğuktu doğal gazım yoktu çok şükür üşümedim   

bir zamanlar çın çın ötüyordu
telefonum öksüz çocuk gibi sustu
bütün arkadaşlarımı çaldıktan sonra
internetim küstü bana

senin suyunu kestiler yalnızca
soyunu saymazsak Hüseyin Amca
  
                                            Zafer Acar


1 Ekim 2014 Çarşamba


ARIM BENİM GAZELİ

Derin sularımda boğulmaktan korkuyormuş zavallı balıklarım benim
yüceliğim yere batsın göğümde uçamayacaksa içli kuşlarım benim

duygu ipim kopunca tespih gibi dağıldı şıngır mıngır içim
birliği hatırlatmayacaksa niçin çiçek açsın narım benim

minicik bir petek için ağaca tırmanıp da kırma dalı
erkeğini kıskanan kadınlar sevmez balı

içli içli derler: gerekirse aç kalırım
yeter ki o çiçekten bu çiçeğe konmasın arım benim

kanmam size yok yok kanmam kesinlikle yokum ben
sanırım yalan söyledi birileri beni, bir tek sensin varım benim

bugünsem ben yarınımsın sen
topuk sesin müjdeledi seni tik tak tik tak geldi öteki yarım benim

kaç defa battım insanı tattım dünya kadar zarardayım
senden başka yok kârım benim

ah çiçek, hissettiklerim benden daha gerçek
toprağımsın duygu şimşeğimi içine çek

Zafer Acar