29 Ekim 2012 Pazartesi

  


 MUSTAFA KUTLU DÜŞÜNÜR MÜ? SOSYALİST İSLAM OLUR MU?

“Uzun Hikâye”nin sinema uyarlamasına temkinli yaklaşmıştım, çünkü yaratıcılıktan yoksunluğu bir kenara, geçmişte sinemaya uyarlanmış yapıtların –Yüzüklerin Efendisi, Dövüş Kulübü, Baba vs.- aksine göstermeye değil anlatmaya dayalı, durağan, olaysız bir metindi bu. Düşünsenize, Virginia Woolf’un “Deniz Feneri”ni sinemaya uyarlamak gibi zor –zorlukların nedeni farklı elbette- bir şey bu; nitekim senaryo çalışmaları da oldukça uzun sürmüş. Sonuçta filmden bir beklentim yoktu, kitabı da sıkılarak okumuştum; fakat bu defa, önceki deneyimlerimin aksine filmi kitaptan daha başarılı, sempatik ve sıcak buldum. Yeşilçam filmleri gibi bir kitaptan, iyi bir Yeşilçam filmi çıkmış. Tabii sinema eleştirmeni değilim, işin detaylarına girmeyeceğim, ama tahminim, Mustafa Kutlu, neticeden memnundur.
            Mustafa Kutlu’nun öykücülüğümüzde bir zirve olduğunu düşünmüyorum, eserlerini yüksek bir edebiyat zevki duyarak okumadım, yeni kitaplarını da hiç dört gözle beklemedim. Yazar, o çok öykündüğü şiirsel dil ve atmosferi bütün bir öykücülüğüne yayamamıştır; yaptığı edebiyat da düşünsel bağlamda yüzeyseldir. Gerçi Uzun Hikâye hadisesi dolayısıyla, Kutlu’yu basında düşünür olarak selamlayanlar oldu (Taha Akyol, Hürriyet, 15 Ekim 2012). Mustafa Kutlu, yakın siyasi tarihimizin tanıklarından, Nurettin Topçu gibi –sistemine katılmamamızla beraber- bir düşünce adamının yanında yetişmiş; öte yandan düşünceden beslenen bir nesilden. Fakat bu backgrounda rağmen düşünce kitaplarına imza atamamış. Bakın, onun kuşağından Rasim Özdenören ve İsmet Özel’in onlarca düşünce kitabı var, ülkemizin gidişatı üzerine teklifleri/çözüm önerileri var. Doğru ya da yanlış, düşüncelerinin bedellerini de ödediler, öte yandan edebiyat anlayışlarını da sistemleştirmeyi ihmal etmediler, Mustafa Kutlu ise “edebiyat öldü” demekle yetindi. Mustafa Kutlu gibi ürün vermeye devam eden ve etrafında da kendisine hürmet eden onlarca genç yazar bulunan bir öykücünün, böylesi bir yaklaşımına anlam veremiyorum. Bu her şeyden önce onları karamsarlığa itmek ve daha doğrusu yok saymaktır. Doğrusu, 90 sonrası Müslüman şair-yazarların Mustafa Kutlu hayranlığını hep yadırgamışımdır. Dergah’ın editörlüğü dolayısıyla etrafında bir genç zümre oluşmuş Kutlu’nun, bu gençlerin de onu sevip saymaları, geleceğe taşımaya çalışmaları doğal. Ama hiçbir yazarı gereğinden fazla büyütmemek gerekir.
            Mustafa Kutlu’nun Nurettin Topçu’dan devralarak etrafındaki Müslüman gençlere taşıdığı sosyalist İslam anlayışına da katılmıyoruz. Ama Mustafa Kutlu ve yanı sıra İsmet Özel, sosyalizm aşkını etraflarındaki gençlere öylesine aşılamışlar ki, Müslümanlar arasındaki sol sempatisi, bir zaman daha sürecek. Üstelik aşılama çalışmalarına devam ediyorlar, İsmet Özel, geçenlerde bir söyleşisinde –Memleket Dergi-, kendi yaşam öyküsünden yola çıkarak “bir kimse komünist olmadan Müslüman olmuşsa, onun ümmet-i Muhammedi’ye yapmayacağı kötülük yoktur” gibi bir laf ederek gelmiş geçmiş bütün Müslümanları ve Müslümanlığı yere çaldı, küfre girdi. Müslümanlar, bu kirli zihni refere etmekten artık vazgeçmeliler.
            Ayrıca dikkatinizi çekmiştir, “Uzun Hikâye”de haksızlıklara karşı çıkışıyla, dürüstlüğüyle, kahramanlığıyla yüceltilen kahramanın adı, “Sosyalist Ali” –ne kadar da Sabahattin Ali’yi çağrıştırıyor, Kutlu’nun Ali üzerine çalışması olduğunu da unutmayalım, neyse konumuz başka-. Burada bile gizli bir sol kompleksi var. Ne yani, bu hasletlere sahip birine illaki “sosyalist” mi demek gerekir. Böylece bu hasletler isteyerek istemeyerek sosyalizme hamledilmiş olmaz mı? Kahramanın adı yalnızca “Ali” olsaydı yeterdi bence. Biz,  Mustafa Kutlu’nun cumadan cumaya namaz kılan sosyalist Müslüman’ını bırakıp devam edelim: İslam, eşitliği/adaleti/özgürlüğü ve insanlara lazım gelen diğer bütün kavramları kapsar, başka ideolojilerin desteğine ihtiyaç duymaz, hele ki son yüz yılda Müslümanları kırıp geçiren bir ideolojinin desteğine hiç ihtiyaç duymaz. Allah’ın kelamı ve elçisiyle donanmış bir İslam, Müslümanların elinde, Müslümanların dünyasını tesis edecek kudrete sahiptir. Ona güvenelim.

            Aykut Nasip Kelebek


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder