7 Aralık 2012 Cuma

“MUHTEŞEM YÜZYIL” TARTIŞMALARININ ASIL KAYNAĞI: “DİL VE EDEBİYAT" DERGİSİ

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Muhteşem Yüzyıl” dizisine yönelik eleştirileri, basında etraflıca tartışılarak gündemi oldukça meşgul etti; ancak bu tartışmaların sağlıklı bir düzlemde ilerlediğini söyleyemeyeceğim. Bu sağlıksızlığın nedeni ise iktidar karşıtı/seküler köşe yazarları, çünkü onların maksadı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Onlar, gene “Muhteşem Yüzyıl” tartışmalarında da başbakanın söylemlerini es geçip onun geleneksel değerlerimize bağlı perspektifini hedef aldılar. Bu oryantalist diziyi savunurken şöyle bir gerekçeleri var: “Kurgu”. Bu kimseler, Kanuni’yi ve onun devrini Müslümanca değerlendiren bir dizi çekilse, asla diziyi böylesine benimsemeyecekler, burun kıvıracaklardı. “Kurgu” savunmalarıysa safsatadan ibarettir, çünkü bütün senaryoların hizmet ettiği bir düşünsel inşa vardır ve “Muhteşem Yüzyıl”ın hizmet ettiği inşa; milletimizin tarihiyle, değerleriyle ve idealleriyle hiçbir şekilde örtüşmemektedir. Çünkü Osmanlı Devleti’nin her açıdan en parlak dönemini sıradan harem entrikalarına indirgeyen bir dizi, topluma da bu algılayışı empoze etmekte ve mazimizi küçümsetmeye çalışmaktadır. Yapılması gereken, milletin dünü ve bugünüyle barışık dizi-filmlerin çekilmesidir.
      Tayyip Erdoğan, dün, İstanbul Kongre Merkezi’ndeki konuşmasında, “Muhteşem Yüzyıl” hakkındaki eleştirilerine dizinin ismini anmadan devam ederek konu bağlamındaki kararlılığını gösterdi: “Birileri, bizim tarihimizin savaştan, kılıçtan, entrikadan, iç çekişmelerden ibaret olduğunu iddia ediyor. (…) Bizden olmayan birileri, kasıtlı şekilde bizim tarihimizi bize böyle anlatmaya çalışsa da, biz tarihimizi böyle görmeyeceğiz.”
      Şimdi, sizleri “Muhteşem Yüzyıl” tartışmalarını ateşleyen asıl metne götürmek istiyorum. “Muhteşem Yüzyıl”a ilk eleştiriyi “Dil ve Edebiyat” dergisi, kasım sayısında, “Dil ve Edebiyat” imzasıyla yöneltmişti. Bizler de kesin konuşmamakla birlikte, bu problemin başbakanın gündemine, “Dil ve Edebiyat” vesilesiyle girdiğini düşünüyoruz, çünkü dergi, meclise de ulaşmaktadır. Ayrıca “Metalaşan Kitap Pazarının Endüstri İşçisi Yazar” başlıklı yazıda, diziyi “kurgu” kavramıyla savunanlara da daha baştan gerekli yanıtlar verilmiş. Evet, yazıdan gerekli kısımları alıntılayalım:
       “Edebiyat alanlarını (…) kirletmenin kurtarıcısı ‘kurgu’ olabilir mi? Ya da ‘kurgu’ tek başına bütün bu ‘iğva’ ve ‘tahribi’ tevile yeter mi? Bu tür eleştiriler yöneltildiğinde, kullandıkları sihirli kelime: ‘kurgu’! Hakikati kurgulayamayan zihin, hilaf-ı hakikat söz konusu olunca hem başarılı (!) sanatsal şaheserler üretebilmekte hem de reklam desteği alarak büyük paralar kazanmaktadır. Yayındaki tipik örneklerden biri de ‘Muhteşem Süleyman’... Tarihin bize aktardığı hayatı fetihlerle geçen ancak ‘kurgu dizi’de haremden çıkamayan Sülüman!”
       “Dil ve Edebiyat” dergisi, nitelikli yazar kadrosuyla önümüzdeki aylarda da gündem yaratmaya devam edeceğinin sinyallerini veriyor.

      Aykut Nasip Kelebek 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder