24 Nisan 2013 Çarşamba




Aykut Nasip Kelebek, 90 Kuşağının önde gelen şairlerinden Suavi Kemal Yazgıç ile söyleşi gerçekleştirdi.

"ŞAİRLERİN DEĞİL ŞİİRLERİN ÇIRAĞIYIM"

           <!--[endif]-->1972 doğumlu bir şair olarak “Heves”, üçüncü şiir kitabınız; az şiir yazmak, sizde mükemmeli arama çabasının bir neticesi midir? Keyfiyet-kemiyet ikilemine Yahya Kemal ve Ahmet Haşimler gibi mi yaklaşıyorsunuz?

Az şiir yazdığımı ve mükemmeliyetçi olduğumu düşünmüyorum. Yahya Kemal gerçek bir mükemmeliyetçiydi ve hayat boyu hiç şiir kitabı yayınlamadı. Ömrü on yıl daha uzun olsa yine kitabı çıkmazdı muhtemelen. Yahya Kemal daha büyük bir şairdir ama muhabbetim Ahmet Haşim’den yanadır. Kemiyet itibariyle ondan fazla şiir yazdığım için onu örnek aldığım da söylenemez. Mükemmeliyetçi olmadığımı ise biliyorum. Olanlara saygım var. Ben “elimden gelen budur”cuyum.

“Münacaat ve Nat” ile başlayan şiir kitabınızda, “Mersiye” ve “İtirafname” gibi klasik şiirimize göndermede bulunan şiir başlıklarınız da var. Fakat şiirinizde yoğun bir Osmanlı şiiri özüyle karşılaşmıyoruz; gelenekten, bu tip örnekler dışında pek faydalanmadığınızı söyleyebilir miyiz?

Yazdıklarımla gelenek arasında bir bağ kurmak yahut bir bağ olmadığını tespit etmek benim haddime düşmez. Bu daha çok eleştirmenlerin işi. Ben manifestolarla, okullarla, ekollerle hareket eden biri değilim. Gelenek aynı gök kubbenin altında olmak kadar hayatın bir parçası bence. Bin yıldır bu coğrafyada yaşamış pek çok büyük şairle aynı dili, gökkubbeyi, toprağı paylaşıp “geleneğin” dışına çıkmak mümkün mü? Geleneğin bir oyun, bir şablon değil kolektif bir hafıza, kolektif bir gönül işi olduğunu zannediyorum. Sonuçta Türkçe yazıyor olmanın, o sesin, o etimolojinin, o edanın getirdiği bir duyuştur gelenek. O duyuşa az ya da çok nüfuz ederiz; az ya da çok maruz kalırız. Biz geleneği değil gelenek bizi seçer. Beri yandan “gelenekçiliğin” geleneğin dışında hatta ona düşman bir tavır olduğu kanaatindeyim.

Bütünlüğü esas alıp mısraı öteliyor, kafiye ve rediften çoğunlukla uzak duruyorsunuz. Modern şiirin öğretilerine sadık kaldığınızı düşünüyorum. Ne dersiniz?

Modern şiirin öğretileri sözünün anlamını bilmiyorum. Yalnız bildiğim bir şey var. Namık Kemal’in Hürriyet Kasidesi form itibariyle kaside olmasına, aruz vezniyle yazılmış olmasına, kafiyeli ve redifli olmasına rağmen “modern” bir şiirdi. Necip Fazıl, Mehmet Akif, Cenap Şahabettin, Abdülhak Hamit, Nazım Hikmet, Ziya Osman Saba…. Liste çok uzun. Kafiyeli ve redifli “modern” şiirler koca bir kütüphane dolusu. Evet, ben kafiyeden ve rediften kaçınıyorum. Yine de “yakalandığım” çok örnek var. Hadi onları istisna sayalım. Ama bunun modern şiirin öğretileri adlı ne olduğunu bilmediğim için “iftira” addettiğim düzlemde ele alınmaması gerektiği kanaatindeyim. Şaka bir yana öğreti kelimesini kullanmasaydın aksini iddia etmek için bu kadar “mesai” vermez ve biz de bu zamanın çocuğuyuz zamanın ruhu ve ruhsuzluğundan hissemi aldım filan derdim.

Şiirinizde kimi zaman Müslümanları, kimi zaman da tüm insanlığı kapsayan bir “biz” var. Bu tutumunuzla, pek çok günümüz şairinde tahribata yol açan bireyciliğin karşısında duruyorsunuz.

Valla bu sizin takdiriniz. Vereceğim cevabın “kendimi övme senfonisine” dönüşmesinden Allah’a sığınırım. Zamanın birinde yaşıyorum ve beni rahatsız eden şeyleri bir şekilde ifade ediyorum. Hakan Arslanbenzer’in yıllığında beni “bireysel” şairler arasında yer vermesini çok isabetli bulmuştum mesela. Bireysellikle “bireycilik” arasındaki farkı eminim Hakan Arslanbenzer de öngörmüştü. Şair yazmakla yükümlü olduğunu yazar. Küpün içindeki dışına sızar. Başka bir hayatım olsaydı başka bir şiir yazardım. Dolayısıyla bu şiiri yazıyor olmamdan kendime paye çıkarmama pek de ihtimal yok.   

Günümüz insanına referans olarak Asrı Saadet’i veren, samimiyetle günümüz Müslümanlarının acılarını aktaran bir kitaba, 2000 sonrasında bazı seküler çevrelerce tüketilmiş –Haydar Ergülen’i kastetmiyorum-“Heves” ismini vermek neden?

Heves’in isim babası İbrahim Tenekeci. Dosyayı hazırlarken aklıma gelmeyen bu ismi İbrahim Tenekeci buldu ve isim dosyaya terzi işi cuk oturdu. “İşte bu” dedim kendi kendime. İbrahim Tenekeci’ye bu güzel ismi bulduğum için ne kadar teşekkür etsem az gelir. Yetmeyecek diye “teşekkürden” geri kalacak değilim ya….

“Heves” içerisindeki bazı şiirlerinizde uzun şiir işaretleriyle karşılaştım, kuşağınızın pek çok şairi gibi artık siz de uzun şiire yönelmeyi düşünüyor musunuz?

Şiirlerimin uzunluklarına “önceden” karar vermiş değilim. Bu konuda karar vermeye çalıştığım dönemlerde ise hep çuvallarım zaten. “Benim elimden gelen budur” kriterini bir kere daha devreye sokmam gerekecek galiba.

Şiirinizin kaynakları olarak kimleri işaret ediyor, hâlâ yazmakta olan şairlerden kimleri kendinize yakın buluyorsunuz?

Okuduğum her şiirden etkileniyorum. Şairlerin değil şiirlerin çırağıyım ben. Çocukken evimde sadece iki şiir kitabı vardı. Mehmet Akif Ersoy ve Âşık Veysel. Kütüphaneye üçüncü şiir kitabını eklediğimde lisede filandım. 80 kuşağı üzerinden 2. Yeni’ye düştü yolum. İsmet Özel’de başka bir durak oldu. Epey bir durdum orada. İbrahim Tenekeci, Ahmet Murat, Fatma Şengil Süzer, Ali Akbaş … Listem çok uzun. Ancak özet olarak okuduğum her şiirden etkilendim demem hiç de abartılı olmaz.

Eleştiri de kaleme alan bir şair olduğunuz için gönül rahatlığıyla sorabilirim, sizin dışınızdaki 90 kuşağı şairlerinin şiirimizde geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz; sizce kuşağınız, an itibariyle hedeflerine ulaşabilmiş midir?

Yazdığım metinlerin eleştiri olduğunu düşünmüyorum. Sezai Karakoç sıkı bir eleştiri yazarıdır bence. Yazdıklarıma “eleştiri” diyeceksek Karakoç’un “Bir Materyalist Şiir” başlıklı yazısına ne diyeceğiz? Benim yazdıklarım eleştiri ise Hüseyin Cöntürk yahut Eser Gürson’un yazdıkları için başka bir isim bulmamız icap eder. 90 kuşağı hedeflerine ulaştı mı? Bunu 90 kuşağı mensubu olarak benim cevaplamam ne kadar anlamlı emin değilim. Buna sonraki kuşaklar karar versin bence. Nasılsa daha sonraki kuşaklar da onları değerlendirecekler.

Peki, kırk yaşını aşmış bir şair olarak, şu an şiirde gelmiş olduğunuz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çıraklığım devam ediyor.

Son olarak, genç şairlere önerileriniz var mı?

Genç şairlere öneriniz var mı sorusuna muhatap olacak kadar bunadığıma göre bu fırsatı değerlendirmem şart. Bir kere şair kendi göbek bağını kendi kesen kişidir bence. Şairlerin değil şiirlerin çırağı olmak tam olarak budur bence. Çıraklığı devam eden biri olarak kurabileceğim en iddialı cümlenin bu olması sebebiyle özür dilerim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder