20 Temmuz 2013 Cumartesi


ŞAKİR KURTULMUŞ’UN YENİ ŞİİR KİTABI: BU KUYUDA YUSUF YOK

Şakir Kurtulmuş, ilk şiir kitabını (Ah Güzel Bir Gün) 80’lerde yayımlayıp şiire ara vermiş, uzun bir aradan sonra edebiyata dönüş yaptı, geçtiğimiz yıl, Yedi İklim sayfalarında. Bu yıl içinde de “Yusuf’un Kuyusu” adlı ikinci şiir kitabını yayımladı. Şakir Kurtulmuş gençlik dönemlerinde fazla dikkat çekmemiş, konuşulmamış bir şair; dolayısıyla dönüşü de edebiyat çevrelerinde ses getirmedi. Kitabı konuşacak olursak, Kurtulmuş; 2010’lu yıllarda, 80’lerdeki şiir diliyle yazmaya devam ediyor. Bazı istisnalar dışında, yaşadığımız günlerin sıcaklığı, coşkusu yok onun şiirinde. Bununla birlikte, Mavera’da yetişmiş olmak, onda kültür ve medeniyet anlamında bir farkındalık yaratmıştır. İslami düşünce geleneğini benimsemiş olan şair, zaman zaman siyasi yaklaşımlarda bulunarak 80 kuşağından ayrılıyor:


“gazze’de kurşunlarla savaşan bir çocuğun
gözlerinde dünyaya ait izi silmekte anne
unutmuş gibidir bizimkiler gülmeyi
sizinkiler şuh kahkahaların içinde cihangirde” 
     
     Yine de Gazze Cihangir karşıtlığından fazlasına ihtiyacımız var. “Yusufun Kuyusu”, geleneğin izinde ilerleyen dört uzun şiirden oluşuyor, ancak bunlar, uzun şiirin sahip olması gereken niteliklerden yoksun, bu şiirleri sonuna dek sıkılmadan okumak güç. Ayrıca bu şiirlerde, gelenek modern unsurlarla işlenmiyor; bir nostalji olarak, gelişigüzel şiirlere aktarılıyor. Şakir Kurtulmuş, klasik edebiyatımızın gül ve bülbül gibi mazmunlarını kullanmış mesela; ama onları yeni bir özle donatamamış, gül ve bülbül, nostaljik/muhafazakar unsurlar olarak duruyor onda. “Yusuf’un Kuyusu”ndaki şiirler, Sezai Karakoç’un “Hızır’la Kırk Saat” ve “Gül Muştusu” kitaplarının etkisi altında yazılmış gibi; ama söz konusu şiirler, ne Sezai Karakoç şiirinden gereğince faydalanıyor, ne de geleneğin işlenişine yeni teklifler getiriyor: Bu kuyuda Yusuf yok. 

Aykut Nasip Kelebek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder