12 Eylül 2013 Perşembe


“İMPARATORLUĞUN EN UZUN YÜZYILI”NA KÜÇÜK BİR İTİRAZ

Batı felsefesini çoğunlukla, Batıcılık şemsiyesi altında irdelenebilecek yazarlarımızın çevirileri ve yaklaşımlarıyla okuduk; bu alanda çaba gösterenlerin hakkını teslim etmeliyiz, fakat aynı nedenle birtakım sıkıntılar yaşadığımız da ortadadır. En basitinden, felsefe çevirilerindeki Öz Türkçecilik, zaten ağır olan felsefi metinleri anlamamızı daha da zorlaştırmış, bazı köksüz kelimelerin dilimize daha bir yerleşmesine neden olmuştur. Bugün temel felsefi metinlerin yeni çevirileri yanında Batı düşüncesini komplekssiz, yerli duyarlıkla neşter altına yatıran eleştirel okumalara da ciddi manada ihtiyacımız var. Çünkü Müslüman duyarlıklı çevirmen ve eleştirmenlerin bu alanı boş bırakmasından ötürü, Batı filozoflarını Batıcı yazarların kimi zaman kayırmacı yorumlarıyla yanlış/eksik tanıdık ve karşıt görüşlerden yeterince faydalanamadık.
Voltaire, bizde, yakın tarihe kadar Tanzimat yazarı Beşir Fuad’ın “Voltaire” adlı çalışmasındaki yüceltici fikirleriyle tanınmış, Remzi Demir’in “Türk Aydınlanması ve Voltaire”i ve Server Tanilli’nin “Voltaire ve Aydınlanma”sı adlı kitapları dışında, Voltaire için kuşatıcı okumalar/incelemeler yapılmamıştır. Beşir Fuad’ın Voltaire hakkındaki yanıltıcı fikirleri ise kuşaklar boyu Voltaire’e karşı gereksiz bir sempati yaratmış, tarihçi İlber Ortaylı’ya, Osmanlı Devleti’nin modernleşmesini inceleyen “İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı” adlı meşhur kitabında şunları söyletebilmiştir: “Aydınlanma düşünürleri içinde Voltaire, İslam için olumlu yargılamalarda bulunan biri. Voltaire, Doğu’da ‘despot’ yönetimin varlığını ve özgür sanatın bulunmamasını ‘İslam’la değil, eski Yunan kültürüne uzak kalmak ve semitik kültür çevresinin kalıplarını benimsemekle açıklar.” (Sayfa 23, baskı 33) İşin gerçeğini, isterseniz, Hilmi Yavuz’un “Beşir Fuad ve 'Voltaire'i” (16 Mart 2011, Zaman) başlıklı makalesinden uzunca bir alıntıyla okuyalım: Beşir Fuad, kitabın 'Hatime'sinde [Sonsöz] Voltaire'in Hıristiyanlık karşıtı olmakla birlikte, İslam'a karşı olmadığını öne sürer ve şöyle der: (…) papazların garaz için İslamiyet aleyhinde yayıp duyurdukları suçlamalara karşı İslamiyet'i Voltaire kadar müdafaa eden kimse olmamıştır.' (…)
Durum gerçekten Beşir Fuad'ın öne sürdüğü gibi midir? Beşir Fuad'ın Voltaire'inin yeni basımına 'Beşir Fuad ve Voltaire' başlıklı bir 'sunuş' yazısı yazan Prof. Dr. Remzi Demir, (…) Türk Aydınlanması ve Voltaire: Geleneksel Düşünceden Kopuş (Doruk Yayınları, 1999 Ankara) adlı çalışmasında 'Voltaire birçok yapıtında isteyerek veya istemeyerek Müslüman ve Osmanlı karşıtı bir tutum sergilemiştir' demekte ve bunun 'en önemli misallerinden birisi[nin]' onun Le Fanatisme ou Mahomet Le Prophete [Fanatizm veya Muhammed Peygamber, 1741] adlı trajedisi olduğunu söylemektedir. Demir'e göre bunun nedeni, 'İslam dinini ve [Hz.] Muhammed'i kullanarak, Hıristiyanlık da dâhil olmak üzere dinî yobazlığın yol açtığı riyakârlık ve hilekârlığa karşı saldırıya geçmek' ise de, Peygamberimiz'i 'eli silahlı yalancı bir sofu' olarak göstermiş olmasının 'zihinleri yaralayıcı' olduğunu da kabul etmektedir.
Isaiah Berlin de,'Romantikliğin Kökleri'nde (Yapı Kredi Yayınları, 2004, İstanbul) Voltaire'in bu oyunu hakkında: 'Voltaire'in [Hz.] Muhammed'e özel bir ilgisi yoktur ve oyun, hiç kuşkusuz, Kilise'ye bir saldırı olarak tasarlanmıştı. Yine de, [Hz.] Muhammed her türlü özgürlük, adalet, akıl çabalarını ezen, boşinançlı [batıl itikad sahibi H.Y.], zalim ve bağnaz bir canavar olarak anlatılmıştır; der (…)
Pek iyi de, 'İslamiyet'i Voltaire kadar müdafaa eden kimse olmamıştır' diyen Beşir Fuad, bu oyun hakkında ne düşünmektedir? Kitapta, sadece 'ancak Taassub [Le Fanatisme, H.Y.] unvanlı trajedinin mevk'i- temaşaya vaz'ı [sahneye konulması H.Y.] men' olundu. Her ne kadar Kardinal Fleury bu eseri tab' ettirmemeyi tavsiye etti ise de Voltaire dinlemeyip bir nüshasını Papa'ya takdim etti ve iltifatına da mazhar oldu.' denilmekte ve Prof. Remzi Demir'in işaret ettiği gibi, Beşir Fuad, 'bir yorum yapmaksızın kısa bir tarihi bilgi vermekle yetinm[ektedir].'
Yorum yapmaya gerek var mı? Beşir Fuad, Voltaire'e sahip çıkmak adına, onun Hz. Peygamber'e karşı olan olumsuz ve aşağılayıcı tavrını görmezlikten geliyor! Materyalist ve pozitivist aydın ahlakı bu mudur?”
Şimdi de Mehmet Habil Tecimen’in, “Dil ve Edebiyat Dergisi”nin Haziran 2013 sayısında, “Paramiliter Edebiyat’ın Pusulası: Aklı Tutsak Eden Akıl Çağı” başlıklı Aydınlanma Çağı’nı inceleyen makalesinde yer alan bir Voltaire çevirisini okuyalım:

« Hadlerini aşan Müslümanlara
Sünnetli küstahlara
Ve bir sürü savaşçı sevk edin
Sarıklarını ayaklar altına alın
Öldürünüz (toz gibi üfürün)
…..
Osmanlıların sarayının
Bu çakasını bitiriniz
Hristiyanlar ve sadık bağlıları
Burada yüce bayrağı sallandırınız
…….
Tanrı baba (İsa) senin yanında
Sizin meşguliyetlerinizi kollar
Ve yardımlarınızı gözler
Kafir bir halkı hizaya sokan siz
Adaletin boyunduruğu altında
……
Hoşça kalın Büyük Prens, kutlu savaşcı !
Mersin çiçeği ve defnelerle süslü
Boğaziçini esir almaya gidiniz :
Şimdiden « Büyük Türk » mağlup; »

     Sonuç itibariyle, İlber Ortaylı, Haziran 2013 itibariyle 36 baskı yapmış bu kitabındaki ilgili bölümü gözden geçirmelidir. “İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı”, tartışmalı Tanzimat övgüleri ve çıkarımlarıyla zaten yeteri kadar Batıcılık telkin etmektedir; bizce, yanılgılar üzerinden de olsa Batılı felsefecileri şirin göstermesine ayrıca gerek yoktur.

Aykut Nasip Kelebek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder