13 Kasım 2013 Çarşamba

            
NİTELİKLİ BİR İLK ŞİİR KİTABI: "BANA HAYRAN OLSANA" 

Aykut Nasip Kelebek’in “Bana Hayran Olsana” adlı 48 sayfalık ilk şiir kitabı hakkında konuşmaya kitabın sonundan başlayacağım: Kitabı bitirdikten sonra kendimi işten atılmış gibi hissettim. Kitabın son sayfası bana ihtiyacım olduğunu ama artık bittiğini söylüyordu. Galiba şair burada “her şeyin azı yarar çoğu zarar” ilkesini uygulamış. Ama bu kitabın azı da yarar çoğu daha çok yarar. Kitapta bir bütünlük tadı ve akıcı bir dil var. İnsana “beni oku, beni oku” diyerek yakasından tutup şiirin içine sokuyor. Necip Fazıl’ın “Örümcek Ağı”nı, Cemal Süreya’nın “Üvercinka”sını, Sezai Karakoç’un “Monna Rosa”sını- bence ilk kitap sayılmalı- okurken bile kitaptan bir an koptuğum olmuştur. Ama “Bana Hayran Olsana”yı hiç kopmadan okuyabildim. Kelebek sanki şiirlerinin tümünü, gidip 40-50 yaşlarında yazmış ve hemen 21 yaşına dönüp kitabını basmış gibi. On altı yaşında şiirlerini yayımlamaya başlayan Kelebek’in şiirlerinde göze batan bir amatörlük yok. Şairin, şiirlerinin tümünü kitabına taşıdığını ve şiirlerinden seçme yapmadığını hatırlatmak isterim. Ama ben şuna inanmaktayım: Aykut Nasip Kelebek şiirlerini on altı yaşında değil on yaşında yayımlamaya başlasaydı bile ilk şiirleri yine göze batmayacaktı. Galiba şair doğmak böyle bir şey.
Türk şiirinin yıllardan beri özlediği ilk kitap başarısı olan “Bana Hayran Olsana”, aynı zamanda bir gençlik ateşi olma özelliğini taşıyor. Zaten edebiyat bir gençlik ateşi değil midir? Bu kitapla şiir yakıtını tüketen şairlerin, şiirlerinin gençleşeceğini düşünüyorum. Yani şair oldukça zengin şiirler yazmış, kendini tekrar etmemiş.
 Yazının başında kitabın hacminin küçüklüğünden yakınmıştım ama şair aynı zamanda “Dil ve Edebiyat Dergisi” ve “tetkikçiblog”taki yazılarıyla da Türk edebiyatına hizmet ediyor. Genel olarak kitap gayet başarılı, beş yıllık şiir serüvenini olan Bana Hayran Olsana’ da durumlar böyle kitabın geneline yayılmış hata yok, ufak tefek hataların kitabın genelinde varmış gibi gösterilerek yazılan eleştirilere karşıyım, ama kitabın genelinde olmayan bu ufak tefek hataları söylemeden geçmeyeceğim. Mesela; “Our Eyes Collided and the Rain Started” şiirinde genel olarak sorun yok ama

bütün yıl başbakanı taşıyan uçak
artık Amerika seferine kalkmayacak

beytine insan “sen de nereden çıktın şimdi?” diye soruyor. Şiirle pek ilgisi yokmuş gibi duran bu güzel beyit şiir dışı bırakılsa bütünlük daha bir sağlanacak sanki.
“Gelişin Güzel” şiirinde ise

                        beynim başıma çakılmış bir çivi
                        ne kadar eğri görünüyor ki sana
                        bu denli geçiriyorsun kerpeteni başıma

kısmı çok soyut duruyor. Sanki şair “içimden geldi bu kısmı da şiire ekleyeceğim” demiş ancak bu bent şiir tarafından dışlanmış, yalnız kalmış.
            “Türk Lokumu” şiirinde  (amacım tashih yapmak değil) “imge düşmanlarını yer serdim” mısraındaki “yer” kelimesi galiba yanlış yazılmış, bence “yere” olmalıydı.
            Kelebek, şiirlerinde yalnızca bir kadına, bir topluma, ya da bir soruna seslenmiyor. Onun şiir dili tüm dünyaya sesleniyor. Şiiri bu yüzden bu kadar nitelikli.
            Şair mısraları zorlamamış, bir ritim bir müzik oluşturmaya çalışmamış, mısraların gayet doğal ve oldukça iyi işleyen bir ritmi var. Yani şairin okuru kendine hayran bırakmak gibi bir niyeti yok ama kitabındaki ismi hak ediyor.
            Aykut Nasip Kelebek’in şiirini eleştirmek benim için zor olmadı, onun şiirini yıl içinde yayımladığı şiirlerden tanıyordum ama tüm şiirlerinin bir arada olmasının verdiği güçle okuru büyülemeyi başardı. “Bana Hayra Olsana”yı okumadan önce son birkaç yılda çıkan şiir kitaplarını okumuş olmanın verdiği rahatlıkla Aykut Nasip Kelebek’in kitabını başköşeye oturtabilirim.
            Şiir kitabından konu açılmışken, şiir okumaya da değinmek istiyorum; ülkemizde şiir okuyan çok az kişi var, onların da % 90’ı Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Cemal Süreya gibi isimlerden başkasını okumuyorlar. Bu isimleri bilip tabii ki okuyacağız ama artık bu kitapları bir köşeye bırakıp yeni isimler keşfetmenin vakti geldi. Öte yandan yukarıda zikrettiğim isimleri herkes biliyor. Gerçek okur güncel edebiyatı da takip eder ve bilir.


Turgay DEMİREL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder