10 Aralık 2013 Salı

AŞKAR BİR ZAFER KAZANDI


Yazılarımız, onca tashihten sonra yayımlanmasına rağmen, okur tarafından doğru anlaşılamayabiliyor. Birçok felsefi, kuramsal nedeni bulunmakta bunun, ayrıntısına girecek değilim. Peki, algılama zorluğu yaşayan zihinleri nasıl tashih edeceğiz. İşte bu, bizi aşar; psikoloğun veya psikiyatrın işidir.
Yazdıklarımı daha bir somutlayarak tekrarlasam durum değişecek mi, hayır. Söz uçar, yazı kalır demişler; beni merak edenler, kitaplarımdan, dergilerden veya internetteki metinlerimden takip edebilir.
Zafer Acar’ı yakından tanıyorum, hem de çok yakından. O da bir garip insan, bir kul. Bu kadar yüklenilmeye dayanmakta zorlanıyor. İftiralardan tiksiniyor. Fitnenin adam öldürmekten daha beter olduğunu biliyor. Onun biyografisini de ufaktan size vereyim: Müslüman bir ailede doğmuştur, Malatyalıdır ve Malatya’nın birçok özelliğini bünyesinde barındırır. 13-4 yaşında İslam’ın siyasi tarafıyla tanışmıştır. Bu uğurda mücadele vermiştir. Malatyalıyım derken toprağını suyunu değil özellikle İslami ortamı kasteder. 19 yaşında Malatya’dan üniversite nedeniyle Konya’ya geçmiştir, Mevlana’yı hissetmiştir orada. Sezai Karakoç’u kavramaya başlamıştır, üstat bilmiştir. Diriliş fikrini İslam’ın çağa en uygun yorumu olduğu için benimsemiştir. Partizan değildir, ama Müslüman kardeşlerinin bulunduğu cemiyetleri de elinden geldiğince desteklemekten geri durmaz.  
Görmüştür: Ak Parti’nin Sezai Karakoç’tan beslendiğini ve ona yakınlık duyduğunu, bunun yanında Sezai Karakoç’un Ak Partililere kesinlikle dışlayıcı davranmadığını, gerektiğinde öğütler verdiğini görmüştür. Sezai Karakoç’u, kendi dışındaki herhangi bir partiye dâhil etmeye çalışmanın akıl işi olmadığını bilmiştir.
Niçin böyle bir özet geçiyorum. Bir taşkar dergisinde bir çocuk şunları zırvalamış: chp milletvekili ahmet hamdi tanpınar’ı daha da kıymetli bir adam etmiş akp. mustafa isen muhafazakâr sanat diye bir laf salatası yumurtlamış, hilmi yavuz islam’ın zihin tarihini yazacak kadar kendini allame zannediyormuş, cahit koytak derin bir islam bilgisine sahip değilmiş, ona rağmen kuran tercüme ediyormuş ve bol bol şiir salgılıyormuş. Cahit Koytak’la yaptığı telefon konuşmasından yola çıkarak Kur’an’a yaklaşımını sakat bulmuş, Zafer Acar, Cahit Koytak’ı Radikal’deki yazısında okuru yanıltırcasına anlatmış. Gayr-i ciddi ve laubali imiş (bu çocuk sadece zihni tashihe ihtiyaç duymuyor, bakınız yazıda geçen şu cümlesine: “uyuyan arkadaşlar ellerinizi yüzlerini yıkayıp gelsinler.” Sorarlar adama, kendi yazına bile ciddiyet göstermiyorsun çocuk). Zafer Acar bir Akp alametiymiş. Sezai Karakoç’u Akp’ye dâhil etmeye çalışıyormuş. Sezai Karakoç Akpli belediyeler eliyle müzelik hale getirilmek isteniyormuş (çocuğun şu kabalığına ve küstahlığına bakınız, müzelik ha). Sezai Karakoç’u bir oturuşta tanımışmış ve dinleyicilere de oradan yola çıkarak anlatıyormuş. Sezai Karakoç’un kitaplarını bile okumaya gerek duymamış, Sezai Karakoç’un “biz sağız” şeklindeki ifadesini anlayamamış çocuk, bugünkü anlamıyla değerlendirmiş. Zafer Acar'ın yazılarını kes-yapıştır yöntemiyle ne hoş da tevil ediyormuş. Zafer Acar’a hem gülüyormuş hem de dinleyicileri kahkahalarla güldürüyormuş. Bu sayede alkış alıyormuş, sonra salondan Mehmet Raşit Mehmet Raşit tezahüratları yükseliyormuş. Çok mutlu oluyormuş. Buradaki ironiyi ve ciddiyeti anlayamıyormuş. O da daha evvel Zafer Acar aleyhine (çocuğun kullandığı aleyhine göstergesi, niyetini apaçık ortaya koyuyor) bir yazı yazmış.  
Niye bir çocuğu muhatap alıyorsun Zafer Acar, diye soranlara bir yanıtı vardır elbet onun da: ya bir çevrenin mikrofonuna dönüşmüşse bu çocuk.

           Zafer Acar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder