22 Şubat 2014 Cumartesi


MÜNAFIKLARIN SON KALESİ: İNTERNET

İnternet hayli karanlık ve kişilikten uzak bir ortam. Ekranın ardına saklanmak bir yana ‘nick’ denilen ne idiğü belirsizlik post-modern kahramanlar yaratıyor. Her yerde olma arzusu her şeye şekil verme gayreti “hiç”likle ironik bir hâl alıyor. Bunlardan biri –belki de diğerleriyle aynı kişi, kısacası hiç olmayanlar, internetten p*ç doğanlar- yine ortaya çıkmış; bir sitede salyalarını dökmüş. Bilinen tanımıyla p*ç babası belli olmayandır, bunlar daha ötesi, kendileri belli değil.
         Zafer Acar’ın iki yıldır Dil ve Edebiyat Derneği bünyesinde şiir yıllığı hazırladığını biliyoruz. Türlü emeklerle, ortaya konulan dosyalarla (söyleşi, soruşturma, eleştiri) yıllık tarihinde pek görmediğimiz bir yek’un meydana getiriyor Acar. Bu yıl 600 sayfayı aşan bir ansiklopedi-yıllıkla buluştuk. Geçen yıl ustalardan Hilmi Yavuz’un doldurduğu söyleşi bölümünü bu yıl bir diğer usta Cahit Koytak’la yaptığı söyleşiyle okura sundu. Cahit Koytak’ın edebiyat tarihinde belki de ilk ve kapsamlı söyleşisi oldu bu. Yani ortada birilerinin yaptığı gibi indeks’çilik yok, seçmecilik yok, hizipçilik yok: emek var. Ama bu ne idüğü belirsizler niteliği, edebiyat adına verim ortaya koymayı hazmedemiyorlar. Edebiyat dışı ve aslı astarı olmayan meselelerle karalama kampanyası başlatma niyetindeler. Kibri ve kompleksli olmayı aynı bünyeye kusabiliyorlar, ustaları saymayı onların ardına saklanmak addedebiliyorlar, edebiyatın sanata içkin olduğunu ise hiç mi hiç bilmiyorlar. Bu yıllık çalışmasında Aykut Nasip Kelebek’le ben de bulunmaktayım. Güya bizi İstiklâl’de gezmekle suçluyorlar, Beyoğlu’nda doğmuş, ailesi ikame eden biz gençler evlerimizi daha Müslüman görünmek adına Fatih’e mi taşıyalım. Beyoğlu’nu tamamen gayrimüslimlere mi bırakalım. Zafer Acar da Beyoğlu’nda bir okulda beş yıl öğretmenlik yaptı. Şu anda da Beyoğlu’na yakın bir yerde öğretmenlik yapmakta, öğretmenliği mi bıraksın. Ya da daha Müslüman görünme adına tayinini Eyüp’e mi aldırsın? Peki, Beyoğlu’ndaki gençlerin Müslüman öğretmenlere hiç mi ihtiyaçları yok. Bu taraftan hiç baktılar mı? Beyoğlu’nda duyarlı 30-40 öğretmen olsaydı Gezi Parkı bu denli şiddetli olur muydu?
              Bizi eleştirenler önce kendi adlarıyla ortaya çıkma cesareti göstersinler. Sonra bizden daha nitelikli ve bizim örnek alabileceğimiz eserler ortaya koysunlar, o zaman eyvallah deriz. Şu halleriyle bu kişiler münafık durumundalar, fitne çıkarma gayretindeler, insanları zan altında bırakmaktalar. Şu ayeti onlara hatırlatalım: “Fitne adam öldürmekten kötüdür.”  (Bakara, 191)

Abdullah İlhan


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder