24 Mart 2014 Pazartesi


"EVE DÖN, ŞARKIYA DÖN, KALBİNE DÖN!"

Her şeye yetişmek mümkün değil. İnternetteki dünya veya popüler dünya gerçek dünyadan hızlı dönüyor ve değişiyor. Ben, birçoğuna göre şanslıyım. Etrafımda gençler var, beni gündemden haberdar ediyorlar. İşte onlardan aldığım bir haber: Ayşe Arman, yine Murat Menteş’le bir söyleşi yapmış (23 Mar. 14). Yarın devam edecekmiş, ileriki zamanlarda da tekrarlayacağa benziyor. Tekrarlasın, bizi ilgilendiren tarafı, ne Arman ne Menteş ne de söyleşinin şuyu buyu.  
Popülerleşen isimlerin genelde yüzeysel birkaç konusu vardır ve bunun etrafında dönüp dururlar, onlardan öyle sarsıcı şeyler işitmezsiniz. Bu söyleşi bağlamında bizi ilgilendiren, elbette İslam ve öncülerinden Sezai Karakoç’tur. Menteş yine verevine konuşmuş, düşünüp taşınmamış, çözülen söyleşi metnini gözden geçirmemiş gibi görünüyor. İslami camiadan çıkmasına ve şair olmasına rağmen, camianın üstat şairi Sezai Karakoç’un her kesimce en çok bilinen ve antolojilere en çok alınan şiirini yanlış aktarıyor, işte yüzeysellik diz boyu dedirtiyor: “Sezai Karakoç’un ‘Balkon’ adlı enfes bir şiiri var: ‘Kaçar herkesten, durmaz bir yerde / Anne ölünce çocuk, çocuk ölünce anne’ diye biter.” Menteş’e alıntıladığı mısraların “Anneler ve Çocuklar”dan olduğunu söyleyelim. Batılı amcalarından yaptığı alıntılarda kolay kolay hata yapmıyor. Öte yandan İslami jargonla Müslümanları eleştirmekten de geri durmuyor. Zamanında aidiyet hissettiği camiasının aydınlarını ve şairlerini iyi okumadığı ortada. Düğün evinin tefçisi, cenaze evinin yasçısı. Eğer Sezai Karakoç gibi kanaat önderlerimizi okuyup kavrasaydı, Menteş, bir saygınlık kazanacaktı. Hayır, Menteş ve içimizdeki Menteşlerin hiçbir zaman saygınlık umurlarında olmadı; çünkü saygınlık, popülerlik kadar para etmiyordu. Bu gayriahlaki tavır bize nereden ya da kimden geçti, bunun üzerine düşünmek lazım. İsmet Özel’e dek bizde her yerde görünmek, konuşulmak gibi bir benlik, bencillik yoktu. Özellikle de 90 kuşağı üzerinde etkili olan İsmet Özel, onlara böylesi nefsani kaygıları aşılamıştır. Bugün gelinen noktada görülüyor ki İsmet Özel ve şürekası acıyla gülümsenecek bir durumda. Menteş, kendisinin son dönem Türkiye’sinin minimal bir yansıması olduğunu unutarak yine ergen bir çocuk gibi havalı laflar ediyor: “Türkiye, kavga çıkmış bir mahkeme salonu gibi. Kim yargıç, kim suçlu, kim şahit, kim masum, kim savcı, kim zanlı belli değil. Ben, filmlerdeki gibi, elimi kaldırıp ‘Gerçeği, yalnızca gerçeği’ söyleyeceğime yenim ederim!”           
Menteş, en azından ustasının sözlerine kulak vermeli bizce: “Eve dön, şarkıya dön, kalbine dön!” Bir bizce daha, İsmet Özel de kendi bazı eski sözlerine kulak vermeli.

Zafer Acar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder