18 Şubat 2017 Cumartesi

MÜTEAHHİTLERİN DEĞİL OKURLARIN HIRSIZLIK YAPABİLECEĞİ BİR SOKAK!


“ŞAİRLER SOKAĞI” AÇILDI

Geçtiğimiz Perşembe günü Sultangazi belediyesi, ilçe kaymakamlığı, ilçe milli eğitim müdürlüğü ve Tekin Yayınevi’nin destekleri ile 125. Yıl Ortaokulu’ nda “Şairler Sokağı” nın (ben ‘Çıkmaz Sokak’ demeyi yeğlerdim) açılışı yapıldı. Bir muhabir ağzıyla yazıya giriş yapmamın nedeni birçok yönüyle haber değeri taşıyan bir programla karşılaşmış olmam. Bu durumun ilk nedeni cesur ve aynı zamanda birikimli bir yönetici: Ömer Baltaş. Okulun müdürü Baltaş belki de hiç yan yana gelemeyecek iki isme (Ataol Behramoğlu ve Zafer Acar) ‘sokağın’ açılışını yaptırdı. Bunun yanında sokak Türkiye gibiydi. Müslüman şairler, solcu-sağcı şairler, Kürt şairler… Türkiye’nin herhangi bir sokağında karşılaşmanız muhtemel bir manzara. Bazan kavga eden bazan selamlaşan ama bir şekilde bir arada duran insanlarla Türkiye sokakları. Ortaya konan işin bir diğer güzel tarafı da programa velilerin ciddi bir katılım göstermesi. Şair Selim Sina Berk ve edebiyat sevdalısı Mustafa Sözen de 'sokak'ta karşılaştığımız isimlerdi. Güçlü bir birliktelik kurulmuş bu imkanları sınırlı okulumuzda. Okulun ilginç bir tarafı da var. Okul kapısı sadece eğitime değil bir ailenin evinin kapısına da açılıyor. Ailemiz gecekondusuna, sıcak yuvasına, sıcacık okulumuzdan geçmeden gidemiyor. Neyse, biz de eve değil “Şairler Sokağı” na davetliyiz, İstanbul’un çarpık kentleşme problemini programa destek olan belediyemize bırakalım. Gülelim, geçelim…
         Peki elilerimiz ve çocuklarımıza neler anlattı şairlerimiz? Ataol Behramoğlu tatlı bir dille çocuklarla konuştu, Zafer Acar ise çocukların dünyasını ailelerine sanatla, şiirle anlattı. Acar, sanatçıların eserleriyle çocukluğu aradıklarını, yer yer çocuğun diliyle konuştuklarını, onlar gibi sorularla dünyaya baktıklarını ve bu soruların cevaplanmasının pek de önemli olmadığını söyledi. Çocuk ne yapar eder öğrenir. Sorar, tekrar sorar, tekrar tekrar sorar. Soru bu şekilde cevabı işlevsizleştirir. Zafer Acar’ın Picasso’nun kübik resimlerinin perspektiften uzak ve parçalı diliyle çocukların duyarlılığını ve hareketliliğini yansıttığını tespit etmesi son derece dikkat çekiciydi. Behramoğlu ise bu yazı için bize pek malzeme vermese de şiiri olabildiğince basit ve örneklerle tasvir etmesiyle, çocuklara ‘bir çocuğa layık olmak’ kitabında yer alan ‘diyalog şiir’ lerini teatral bir biçimde okutmasıyla ve bence en önemlisi Necip Fazıl ve Orhan Veli’den birer şiir okuyup Necip Fazıl’dan sitayişle bahsetmesiyle sempati kazandı. Samimi ve keyifliydi Behramoğlu. İki şairin kendilerinden okudukları şiirler de programın başka bir güzelliğiydi. 
            Sokak renkli dedik ama daha önemlisi gerçek. Niye? Çünkü tıpkı Türk şiirinde olduğu gibi zayıf şairler de bu sokakta kendine yer bulmuş. Bulsun. Olur o kadar, oluyor.  Sultangazi’de gezilecek, görülecek bir sokak var artık: Şairler Sokağı, daha ne olsun. Hem de müteahhitlerin değil okurların hırsızlık yapabileceği bir sokak!

Abdullah İlhan Yazdı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder