27 Haziran 2017 Salı

BİR ÜZEYİR İLBAK OKUMASI

Üzeyir İlbak ağabeyle tanışalı tam beş sene oluyor, onunla tanıştığımız günlerde ilk şiir kitabımı nasıl tamamlayacağımı, okulu nasıl bitireceğimi düşünerek strese giriyordum; şimdi yüksek lisans tezi yazıyor ve ikinci şiir kitabımın yayın hazırlıklarıyla uğraşıyor olduğuma göre az zaman geçmemiş diyebilirim. Üzeyir Ağabeyi ilk kez Zafer Acar ve Abdullah İlhan’la Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği’nin Eyüp’teki genel merkezinde ziyaret etmiştik; yüzlerce kitap ve binlerce soruyla dolu o odaya daha sonra sayısız defa girip çıkacağımı, Dil ve Edebiyat’ın ve Dil ve Edebiyat şiir yıllıklarının hazırlıklarına aktif olarak katılacağımı tahmin edemezdim. Hayat büyük ölçüde tahmin edilemezlerle şekilleniyor zaten.
Sert görünür Üzeyir Abi; hayır, sert görünmez, düpedüz sert biridir. Sesiyle serttir, kalıbıyla serttir, yazısıyla serttir, çizisiyle serttir… Ama biraz sabrederseniz, bu sert mizacın altındaki o son derece müşfik ağabeyi tanımaya başlarsınız, bu da oldukça keyifli bir süreç olacaktır sizin için. Üzeyir Bey gider, Üzeyir Ağabey kalır; o ağabey de ilişkilerini kısa mesafede tüketmeye değil emek verip uzun yol yürümeye azimlilerdenseniz, sizin için büyük bir şansa dönüşecektir. Anlayışlıdır Üzeyir Ağabey; randevuya geç kalırsınız anlayışla karşılar, gençlikten gelme bir ukalalık yaparsınız anlayışla karşılar, komik sorular sorarsınız sizinle yaşıtmışçasına cevaplar arar… Onun konumunda başka biri olsa onun uğraştığı işlerle asla uğraşmazdı, nitekim onun durumundakiler dilmiş, edebiyatmış, kültürmüş… Bakmıyorlar bu işlere. Üzeyir Ağabeyin asıl ağabeyliği de sizin kültürel bir işe emek verdiğiniz süreçlerde ortaya çıkar; bir makale mi yazıyorsunuz elindeki envanteri sizinle paylaşır, karşılaştığı belgelerden sizi haberdar eder; bir panele mi hazırlanacaksınız yol gösterir; bir dergi mi çalışıyorsunuz elinde varsa hiç tereddüt etmeden size verir.. Nitekim yüksek lisans tezi olarak çalıştığım Yönelişler’in bütün sayılarını o sağlamıştır bana. İşin en güzel tarafı da yaptığı iyiliği başınıza kakmaz.
Yazının girişinde Üzeyir İlbak sert biridir dedim ya, çok takılmayın. Başta Zafer Acar olmak üzere yol arkadaşlarımla şu kadar senedir Dil ve Edebiyat’tayız; beni bir defa kırdığını, incittiğini hatırlamam. Göze çarpmayan, Anadolu insanının o doğal karakterinden süzülüp gelmiş bir nezaketi vardır Üzeyir Ağabeyin. Bu sözünü ettiğim doğallık, Üzeyir Ağabeylerin kuşağındaki birçok kişide de kendini gösterir. Onların bizim kuşağa göre çok farkı var, bir defa çok çile çektiler, Türkiye’nin en karanlık yıllarında hapislerde yattılar, işkencelere maruz kaldılar, bu da onlarda şimdi bizim adını koymakta zorluk yaşayacağımız türden sağlam bir kişiliğin vücut bulmasını sağladı.
Üzeyir Ağabey şu yaşa geldi, hala disiplinle çalışmaya, genel yayın yönetmenliğini üstlendiği Dil ve Edebiyat’a emek vermeye, hayatın farklı alanlarına azimle dalmaya devam ediyor. Zaten çalışkan biri olmasa sıfırdan başlayıp mevcut durumuna asla gelemezdi. Geçmişte siyaset ve ticaretteki çalışkanlığı doğal olarak bizim ilgi alanımıza girmiyor; ama yazma konusunda bize disiplin sahibi iki kişi göster deseniz, Üzeyir İlbak ile Zafer Acar’a bakın derim. Zafer Acar’ın hiç durmaksızın saatlerce şiir yazdığına, 400 küsur sayfalık “Suçsuzluğumu Affet” romanını günde ortalama yedi-sekiz saat çalışarak birkaç ayda tamamladığına şahidim. Üzeyir Ağabeyin de panel ve konferanslara haftalar öncesinden hazırlanmaya başladığını, dergiye her ay neredeyse hiç aksatmadan oylumlu ve nitelikli makaleler yetiştirdiğini en yakından biliyorum. Yakın çevremde bu kadar aşkla yazan, yazmayı bir süreklilik, plan program haline getiren başka bir ikili görmedim; bu ikilinin şu an aynı çatı altındaki birliktelikleri de kültür ve edebiyatımız adına bir şans. Üzeyir Ağabey birkaç yıldır enerjisinin önemli bir kısmını da fotoğrafçılığa ayırıyor, derginin son zamanlardaki birçok kapağında onun çekimleri yer alıyor, oldukça da iyi fotoğraflar, eh, siz emek verince Allah da ilham ediyor işte…
      Kitaplaşmayı bekleyen dosyaları ayrı; yayımlanmış bir düşünce kitabı var Üzeyir İlbak’ın: “Medeniyet ve Kültürde Değişim”. Bu kitap hakkında ilk etraflıca eleştiriyi yazanlardan biri olarak söylemeliyim ki, Üzeyir Ağabey Türkiye’de İslamcılık üzerine derinlemesine konuşup tartışabileceğiniz bir avuç kişiden biri. İslamcılığın hem tarihsel gelişimine hem de bugününe hakim. Bunda bir dönem aktif siyaset içerisinde yer almış olmasının da payı düşünülebilir. Üzeyir Ağabeyin akademik çalışmalarda bulunduğunu da bu bağlamda belirtmek gerek, İstanbul Üniversitesi’nde eski edebiyat alanında “Divan-Şems-i Hayâli” üzerine ilgililerinin oldukça faydalanacağını tahmin ettiğim bir yüksek lisans tezi var.
Edebiyat ortamımıza ilk gençlik yıllarında girmiş, Cağaloğlu’nda uzun seneler çalışıp sonradan bir küskünlükle başka mecralara yönelmiş biri Üzeyir Abi. Keşke küsüp gitmese, cephede direnip çok daha fazla eser üretseydi diyorum; sonra ona da hak veriyorum. Edebiyat ortamımız da küsülmeyecek gibi değil ki! Ben on yıldır bu alemdeyim, yüz defa küsüp terk edecek oldum, sonra yine ya sabır dedim.
Üzeyir Ağabeye, edebiyat ve kültürümüze hizmet yolunda daha nice sağlıklı seneler diliyorum.

Aykut Nasip Kelebek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder