4 Mart 2013 Pazartesi


 TDED ŞİİR YILLIĞI 2012'Yİ İSMET ÖZEL TÖZÜ VE GÖZÜYLE OKUMAK: YEPYENİ BİR KÖRLÜK

Asım Öz’ü, nam-ı diğer Mustafa Aldı’yı tanır ve severim, büyük oranda da samimi bulurum; ama bu defa değil. Edebiyat canlısı, araştırmacı ve bilhassa Sezai Karakoç hakkında yazdığı metinlerde kafası karışık bir arkadaşımız, bunu da bilirim. Selefilik üzerinden Batılı misyonerlerle aynı ortak paydada buluşan, özellikle de medeniyet düşünceleri nedeniyle İsmet Özel’e hayranlığını, buradan doğarak Sezai Karakoç’a kastını, Arap dünyasından bize geçen bu fikirlerin kaynağı Malatya olması ve benim de Malatyalı olmam hasebiyle çok iyi bilirim.  
Mustafa, adeta genç bir Muhammed bin Abdulvehhab’ı karşısına almış Lawrence gibi konuşuyor (dünyabülteni.com). Daha iyimser olmak gerekirse, Mustafa’yı bir Lawrence karşısına almış ve Batılı bir büyüyle okuyup üflemiş. Bunlar gerçekten yeni şeyler değil Mustafa, İsmet Özel’in söyledikleri de yeni şeyler değil, sizin ve sizin cemaatiniz yüzünden İsmet Özel gibiler, bu milleti lanetleme hakkını buluyor kendisinde. Ben bir kişiyi muhatap alırken, İsmet Özel bir milleti karşısına alıyor; bunun farkında mısın Mustafa? Yazını sonuna dek okudum, senin söyleşiyi defalarca okuman gibi değil, çünkü kafam karışık değil, bir okuyuşta anlıyorum meseleyi, Mustafa. Asım Öz’ün söylediklerine gerçekten sen de katılıyor musun Mustafa.  
Yeniden okurumu muhatap almak istiyorum, bir defa Asım Öz, Dil ve Edebiyat yıllığını eline aldığında Zafer Acar ismini görmezden gelmiş, yıllığa Zafer Acar’ın duruşundan, geçmişinden yola çıkarak değil, Dil ve Edebiyat’ın pek de bilmediği sanılara bağlı geçmişinden yola çıkarak bakmış. Hâlbuki Dil ve Edebiyat hazırlamadı bu yıllığı, Zafer Acar hazırladı. Asım Öz, şehir efsanelerinden yola çıkarak konuşmuş. Kulislerden beslenilerek sonuçlara varıyorsa, ki bence şimdiye kadar yaptığı kimi çalışmalarda, özellikle Sezai Karakoç’u konu alan çalışmalarında, duyduklarından hareketle, yalan yanlış eksiltilmiş ve çoğaltılmış bilgilerle, edebiyat tarihçiliği yaptığını zannediyor. Yok, Saatçi Musa böyle demiş, yok şu şöyle demiş, yok ondan duydum, yok bundan duydum, herhangi bir belgeye dayanmadan Sezai Karakoç’un hayat hikâyesini kirletmeye çalıştığını hatırlatayım ona. Asım Öz’ün Sezai Karakoç’a kötü niyetle yaklaştığının da farkındayım, takiyye yapmasın. Takiyyenin sınırları ihlal edildiği zaman, insan münafık olur, bunu unutmasın. Sen bir İsmet Özel fanatiğisin, İsmet Özel’e rağmen bir İsmet Özel fanatiğisin. Sağcılıktan bahis açarken İsmet Özel’in sapıklığa varan ırkçılığını nasıl unutursun. Bunları göremediğine göre dostum, birçokları gibi senin de gözüne bir İsmet Özel kaçmış, sen de körlerden bir sağırsın.
Asım Öz, yazının bir yerinde şöyle diyor: “Her şeyden önce Dil ve Edebiyat dergisinin bir tür 'iktidar alanı' olarak var olduğunu veya böyle tasarlandığını zannediyorum.” İnsanları, kurumları töhmet altında bırakacak böyle ciddi konularda, nasıl zanla hareket edersin Mustafa, hiç Kur’an’i değil bu tutum. Asım Öz’ün yanlış ve zorlama çıkarımlarını sıralayıp tek tek yanıtlamak istemiyorum. Çünkü yazısı iyi niyetten ve hakkaniyetten yoksun. Sadece bir örnek: Hilmi Yavuz’u sıradanlaştırmaya çalışıp –çünkü İsmet Özelciler Hilmi Yavuz’u sevmez- ortalama ve kimlik sorunu yaşayan şairleri yıllığa niçin almadığımı sorgulaması, onun adına hakikaten büyük bir gaflet.
Cumali Ünaldı ve Üzeyir İlbak’ın metinlerine gelecek olursak, bence yıllığın toplumsal meseleleri derinlerden hissederek ciddi anlamda bu meselelere çözüm önerilerinde bulunan istisnai yazılar onlar. Cumali Ünaldı, “ey kan dur” demiş, akmaya devam mı etsin Mustafa. Üzeyir İlbak’ı da sanırız, medeniyet meselesini İsmet Özel’in medeniyetsizliğinden değil de Sezai Karakoç’un medeniyet algısından hareketle ele aldığı için eleştiriyor.  
Dil ve Edebiyat, bir dernektir; herhangi bir partiye resmi ya da gayrı resmi bağlılığı bulunmamaktadır, bu böyledir, eğer bizim bilmediğimiz bir partiye kaydı varsa, getirsin görelim, ona göre konuşalım. Bunun ötesinde, birçok vakıf-dernek-dergi-gazete ve muhtelif faaliyetlerin yapıldığı organlarda her fikirden insan olur ve kapı herkese açık bulunur. Biz Müslümanız diyoruz, sen bize Müslüman değilsiniz demeye getiriyorsun, İslami bilgini işlet, bu sonuç seni nereye götürür. Üstelik sağcılığın da karesini-kalesini alan İsmet Özel’i savunman, sence seni sağcılıktan kurtarır mı? Hem de sapkın sağcılıktan.
Yıllığı, Asım Öz, İsmet Özel üzerinden okumaya çalışmış, en büyük yanılgısı bu bir defa. Sakat bir adamdan ve sakat bir fikirden yola çıktığı için de körün gördüğü, kötürümün götürdüğü kadar yol alabilmiş.
Asım Öz, bir de Hilmi Yavuz söyleşisini kendine has okuma –inşallah bu okuma tekniğinin kuramını yayınlar- tekniğine başvurarak Sezai Karakoç’u hince tahkir etmeye çalışıyor evet, ezilen bir şair var, son yıllardaki sürrealist çıkışlarıyla, yerlerde sürünen fikirlerin şairi İsmet Özel’dir. Sezai Karakoç gibi bir dağı ezmeye ne Hilmi Yavuz’un, ne benim, ne de bir başkasının gücü yetebilir. Nefesimiz oranında dağ gezilebilir ancak ezilemez Mustafa. İşte senin kafandaki Sezai Karakoç, yere çok yakın, bizimkisi ise göğe.  
Ha unutmadan, Asım Öz’ün belediye veya Kültür Bakanlığı destekli kimi sempozyum ve panel gibi faaliyetlere katıldığını, oralardan telifler aldığını, iktidara uzak durmayı herhangi bir prensip olarak kendi hayatına uygulamadığını, buna rağmen, benim hayatıma müdahale etme hakkını kendinde bulmasını, hadsizlik olarak görmemek mümkün değil. Yıllık hazırlarken keşke Asım Öz’e sorsaydık, artık ender bulunan Müslümanlardan yardım mı dilenseydik? Asım Öz, acaba bu yıllığa maaşından kaç para katkıda bulunurdu, samimiyetle kendisine sorsun. Müslümanların son zamanlarda parayı ne kadar sevdiğini, ne yazık ki görüyoruz. Üstelik Kültür Bakanlığı veya belediyelerden reklamdı vs.ydi, destek almayan kaç dergi, kaç şair, kaç yazar var.
Mustafa, kompleksli gözlerle bakarak solun üretken olduğunu iddia ediyor; halbuki solun üretken olduğu laf-ı güzaftır artık. Üstelik bu dönüşümü sol da kabul ediyor, solun önemli isimlerinden referanslar vererek bunu daha evvel Yedi İklim’de yazmıştım. Mustafa artık sen de kabul et.  
 Laflarına şöyle devam ediyor: “Sağcılığın özellikle kültür siyasetleri bakımından hâlen büyük, hatta tayin edici önem taşıdığı kanısındayım. Bundan ötürü Dil ve Edebiyat dergisinin Şubat ayında okurlarına armağan olarak sunduğu Şiir Yıllığı 2012'nin başında yer alan Hilmi Yavuz söyleşisinin bu temayülün bir yönünü belirgin kılmasından dolayı dikkatle okunması gerektiğini düşünmekteyim. Sanırım yıllığın Zaman gazetesinin kültür sayfasında tanıtılmasının sebeplerinden biri de bu söyleşi olsa gerek.” Yıllığın basın bülteni Star, Yeni Şafak, Türkiye, Radikal vs. gibi gazetelerde de yayımlandı, ben kendimi bunlardan hangisinin tarafına dahil edeceğimi bir türlü kestiremiyorum, Yeni Şafak mı Radikal mi, arada kaldık (!), nedir bu Mustafa, yine dersine iyi çalışmamışsın, kabul et.
Tahminim, yıllıkta, kendince çelişkiler yakalamış ve keyiften dört köşe olmuş, oturmuş bahsi geçen yazıyı koştur koştur kaleme almış. Asım Öz’ün edebiyat tarihçiliğine özenmediği kimi zamanlarda iyi eleştiriler yazdığını gördüm, kendisine de söylemişimdir bunu. O, artık çocuk değil, büyüdü, kucaktan insin artık. Eleştiri tekniklerini bilir, yıllığa aşırı yorumla yaklaşmış, biraz düşünürse bana hak verir. Elbette kusursuz bir yıllık çıkarma derdinde değilim, elbette eksiklerim ve çelişkilerim olacak, çünkü dünyanın en kompleks türüyle meşgulüm: şiir. Kompleks olmayan hiçbir şey büyük değildir, büyük fikirler çelişkilerden doğabilir, onun için Asım Öz’ü çelişkileriyle sevmeye devam edeceğiz.  
 Mustafa, gerçekten yazında gedikler çok. Benimse vaktim yok.  

Zafer Acar 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder