17 Nisan 2015 Cuma

DİL VE EDEBİYAT, 2014 ŞİİR YILLIĞI

Zafer Acar’ın hazırladığı şiir yıllığı kalın bir yıllık. Neredeyse yedi yüz sayfa. Kendiliğinden kalın değil aslında yıllık. Eski dönemlerden devreden şeylerden dolayı bu şişkinlik. Eskinin deşarj edilmeyen elektriği var bu yoğunlukta.  Mesela önceki dönemlerde dışarda bırakılan mecralar ilk kez yıllığa girmiş bu toplamla. Son yüzyılın yıllıklarında ideolojiler hatrına unutulan şeyler geri dönmüş yani. Söylemeliyim ki, cumhuriyet aklının üstüne taşmış yıllık, bu ötelenen yerlerden toplanan malzemelerle. Yıllık, güzel ve dengeli bir amacı murad etmiş. Bir medeniyet, bir millet toplamı olmak için uğraşmış. Bunun bir örneğini bizde on yıl öncesine kadar görmek rüya olurdu. Örneğin Mehmet Doğan’ın yıllıkları cumhuriyet şiiri  yıllığı bile sayılabilemez. Cumhuriyet şiiri içinde sadece bir mahfilin,  sosyalist şairlerin yıllığı olarak adlandırılabilir en çok. Baki Ayhan T.’nin yıllıkları bu tutumun biraz sulandırılmış, ehlileştirilmiş halinden başka bir mana ifade etmezdi. Değil ki bahsi geçen bu yıllıklar bir medeniyet bir millet yıllıkları olabilsin.  Duygu, fikir, tarz faşistliğinden öteye gidemedi bu yıllıkların edindikleri kazanım. Bu ülkenin şiir zekalarına böyle yazarsan alırım şöyle yazarsan yıllığa almam gibi işmarlarda bulundular. Belki de bu dışlama kuvvesiyle Müslüman şairlerde bir IŞID etkisi yaratmak istediler. Sırf, işte bunlar zaten böyle demek için. Ama Anadolu şiir damarı böyle bir şeye zaten izin vermezdi. Sabırla,  iyilikle, güzellikle alınacaktı, yol.   Sanırım bunu sonradan anladılar.   Aynı idrakle de yıllık hazırlamayı bıraktılar.Bu tarz işlerden el çektiler. Şimdi köprünün altından çok sular akmış gözüküyor. Ve akmaya da devam ediyor. İdeolojili şiir yıllıkları yerini doğal olarak medeniyet şiir yıllıklarına bırakıyor. 

     Dil ve Edebiyat yıllığı bu pencereden önemlidir. Ancak yıllığın birçok zayıf yanı var. Poetik metin alıntıları yıllığın bahsettiğimiz varoluş sebebine uymuyor. Ve bu yazılar neredeyse son yirmi otuz yılın bilinen durum yinelenmesidir. Amaç yeni ama birçok malzemesi de eski yıllığın. Lafı uzatmak istemem. Yıllıklar adına  ayrı bir açılım ibaresini hak eder mi bu yapılan iş bilmiyorum. Gerçekte yüzyıllardır varlığı bu genişlikte, bir edebiyatımız vardı bizim. Buna toptan  medeniyet edebiyatı ya da Türk edebiyatı ve periferisi diyorduk. Bu bakımdan bu yıllığa cumhuriyet şiiri ilgisi dahilinde bakmaya içim  el vermiyor.  Yazık edeceğimden korkuyorum. Gene de bu yıllık eskilerin imparatorluk şimdikilerin  devlet ekolü, yolu dedikleri medeniyet yıllığıdır. Bu açıdan bir uyanışın, genelce de bir istemin yıllığa yansımasıdır.  Bu tür şeyler, sadece şiir için değil, daha pek çok sahada bir medeniyet içinde bir  millet olma zamanlarında ortaya çıkar. Küçük büyük birçok mecradan, sesi neredeyse kısılmış, sönmüş dillerden bile şiirler seçilmiş. Aslında bu şiirler her ne kadar da, misal Lazca yazılmış bile olsa duyuş ve varoluş olarak tek bir milletin şiir kökenindedir.

Yeprem Türk

(kurulusdergisi.blogspot'tan alınmıştır)


Editörün Notu: Yeprem Türk'ün yukarıdaki yazısı, kimi açılardan çelişkiler içeriyor. Yıllığa yönelik onca övgü ve olumlu yaklaşımın ardından, "Yıllığın birçok zayıf yanı var" demesi anlaşılır gibi değil. Zayıf yanı olabilir ama birçok zayıf yanı varsa yıllığın övülmemesi, yerilmesi daha isabetli olurdu.
     Poetik alıntıları ise otuz yılın mükerreri olarak görüyor. Doğru bile olsa biz, alıntıları metinlerin en özgün yerlerinden yapmaya çalıştık; bu durum, bizim değil şairlerin problemidir.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder